One Down, One Up // Bir Aşağı Bir Yukarı

“I am a breathless pedestrian on the streets whose names consistently change, where children can no longer play hide-and-seek, the only one-way sidewalks where people go faster than cars.”

“I am in city in which that blue and green could not be considered without yellow once upon a time; and cannot be thought red and dark blue without yellow now, I across the continents over the bridges from the blind country to the sunken places, cholera, hunger, torture- for centuries; we get used hidden our acquaintances on our gentle mood, in the fireworks festivities those makes the darkness of our world city to the tales, in our soughing tunes.”*

Being witnessing the change of the city day by day in our imagination, having the situation that one of the constructions starts before the other ends, an enclosed city is being created on the one hand, this visually imposes the limit of imagining the way of perceiving the appearance on the other hand. Every time I look at a barrier, I see that even a house object is being used as a barrier, the confidentially of an enclosed building and the curiosity of that place are one of the issues that attracts me. How far can the barriers enclose around us? How far can we limit existing areas in their environment?

*Gündüz Vassaf, Mourning to My Own City, p.175-176, Kent ve Kültürü, Cogito, YKY

 

“Sürekli adlarını değiştiren  sokaklarında artık çocukların saklambaç oynayamadığı, insanların otomobillerden hızlı gittiği tek istikametli kaldırımların soluksuz yayasıyım.”

“Evvel zaman içinde maviyle yeşilin, günümüzde ise kırmızı ve lacivert’in sarısız düşünülmediği bir kentteyim, köprülerinde kıtalar aşıyorum kör ülkesinden yerebatan saraylarına. Kuduz, kolera, açlık, işkence- asırlardır bu kentte birlikte yaşadığımız tanışlarımızı gizler olduk nazik hallerimizde, dünya kentimizin karanlığı masallaştıran havai fişekli şölenlerinde, inleyen nağmelerimizde.”*Hayalimizde varolan kentin, günden güne değişimine tanık oluyor olmak, yapılan inşaatların birinin bitmeden diğerinin başlıyor olması, etrafı örülü bir kent oluşturduğu gibi görsel olarak da görüneni algılayış biçimini hayal etme sınırını zorluyor gibi. Her baktığım yerde bir bariyer görmek, herhangi bir ev objesinin bile bariyer olarak kullanılıyor olması, etrafı çevrili bir inşaatın gizliliği ve o mekanı merak etme hali benim daha çok ilgilendiğim, dikkatimi çeken konulardan. Bariyerler etrafımızı ne kadar çevirebilir? Varolan alanları kendi çevresinde ne kadar sınırlayabiliriz? Merdiven resmi ve merdiven objesi bu kentin içinde kaybolmuş birinin, kendi sınırlarında- bir aşağı bir yukarı çıkıp inerek, olduğu yerde durmayı tercih ediyor. 

*Gündüz Vassaf,Kendi Kentime Ağıt, s.175-176, Kent ve Kültürü, Cogito, YKY